03.11.2011
Röportaj: KurumsalSosyal.com
Renault uluslararası bir otomobil üreticisi olarak sürdürülebilirlik ve KSS konularına büyük önem veriyor. Bu konudaki tüm sözleşmelerin altında imzası var. Türkiye’de Yol Güvenliği Eğitimine yönelik KSS projelerinin yanı sıra, elektrikli otomobilin şehirlerimizde kullanılabilirliğini sağlayacak altyapıya yönelik proje ve işbirlikleri ile öne çıkıyor. Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, “Daha iyi bir çevre, gelecek kuşakların sağlıklı biçimde yaşayabileceği bir doğal ortam için sürekli yatırım yapıyoruz” diyor.
Renault olarak sürdürülebilirlik ve KSS’yi ne ölçüde önemli görüyorsunuz? Bu kapsamdaki projeleriniz ve uygulamalarınız nelerdir?
Her şeyden önce büyük kaynaklar ayırarak geliştirdiği ve geliştirmeye devam ettiği elektrikli otomobil ile kendi alanı olan ulaşımda sürdürülebilirliğin sağlanmasına küresel ölçekte en büyük katkıyı yapan oyunculardan biridir. Doğal olarak dünyadaki ve Türkiye’deki tüm fabrikalarında atıklar, salınımlar ve geri dönüşüm konusunda uluslararası çevre normlarına uymak için büyük bir titizlik gösterilmektedir. Bunların dışında dünyanın dört bir yanında yerel şirketlerimiz, sürdürülebilirlik, çevre ve yol güvenliği eğitimi konusunda çok sayıda KSS proje ve uygulamasını hayata geçirmekte ve bu alandaki STK ve Vakıflarla işbirliği yapmaktadırlar. Türkiye’de ise Yol Güvenliği Eğitimine yönelik KSS projelerinin yanı sıra, elektrikli otomobilin şehirlerimizde kullanılabilirliğini sağlayacak altyapıya yönelik proje ve işbirlikleri öne çıkmaktadır.
“Renault, 2020’ye kadar, elektrikli araçların dünya pazarının yüzde 10’unu oluşturacağını tahmin ediyor. Renault-Nissan İttifakı’nın hedefi, 2016’ya kadar yollarda olacak 1,5 milyon Renault ve Nissan elektrik motorlu aracı ile bu yeni ulaşımın aktörü olmak.”
Odak alanlarınızın belirlenmesi ve projelerinizin oluşturulması aşamasında, şirketiniz, markanız ve toplumsal fayda açısından hangi kriterleri dikkate alıyorsunuz? Bu noktada Global ne ölçüde yönlendirici oluyor?
Sürdürülebilir çevre ile güvenli ve sürdürülebilir ulaşım Renault markasının her türlü küresel ve yerel girişiminde temel alınan, olmazsa olmaz toplumsal fayda kriterleridir. Renault taşıt güvenliğinin yanı sıra, çevrenin sürdürülebilirliğine de çok büyük kaynak ayırıyor, entelektüel sermayesini de en çok bu alanda değerlendiriyor. Daha iyi bir çevre, gelecek kuşakların sağlıklı biçimde yaşayabileceği bir doğal ortam için sürekli yatırım yapıyor. Renault, 2020’ye kadar, elektrikli araçların dünya pazarının yüzde 10’unu oluşturacağını tahmin ediyor. Renault-Nissan İttifakı’nın hedefi, 2016’ya kadar yollarda olacak 1,5 milyon Renault ve Nissan elektrik motorlu aracı ile bu yeni ulaşımın aktörü olmak. Bunu gerçekleştirmek için ittifak, bu bağlamda sıfır emisyonlu programında 4 milyar euro tutarında bir yatırım yapıyor ve 2 bin kişilik bir ekip çalışıyor.
Global ve Yerel Renault kültürü içinde da her zaman çift yönlü karşılıklı ve yoğun bir iletişim halindedir. Tüm Global projeler mutlaka yerel merkezlerle ortak bir konsültasyon ve katkı süreciyle oluşturulur. Glocal (global-yerel) olarak oluşturulan bu projelerin uygulanmasında ise yerel inisiyatif, koşul ve farklılıklar öne çıkar.
Renault’un kurumsal sosyal sorumluluk kapsamındaki sürdürülebilirlik raporu, şeffaflık, standartlara uyumluluk, çalışan hakları vb. uygulamaları nelerdir?
Renault’nun raporlama alanındaki çalışmaları devam etmektedir. Çevre, geri dönüşüm, şeffaflık, çalışan hakları konusundaki veriler bu raporla kamuoyuna iletilecektir.
KSS uygulamalarınızın ve projelerinizin sonuçları ile yarattığı farkı nasıl ölçümlüyorsunuz?
Endüstriyel bir marka olan Renault kurum kültürü ölçüme büyük önem verir. Tüm projelerin sonuçları ölçülür ve ölçümler kontrol edilir. Ölçüme kaynak ayırmak Renault’nun marka genetiğinin doğal bir parçasıdır. Biz de ölçülmeyen yapılmamış demektir ve kontrol edilemeyen yapılmamalıdır. Örneğin Sokakta İlk Adımlar projesi bütün okullarla düzenli olarak yapılan telefon anketleriyle her sene ölçümlenirken, bunları kontrol etmek için ayrıca İpsos’la öğretmen, öğrenci ve velilere yönelik kapsamlı bir saha anketi yapılmış ve pek çok şeyin yanı sıra projenin ulaştığı okullarda % 88 oranında uygulandığı tespit edilmiştir. Proje boyunca öğretmen geridönüşleri dikkate alınarak Eğitim Kiti 2 kere revize edilmiştir.
KSS projelerinize ne ölçüde bütçe ayırıyorsunuz?
Bu konudaki verileri bu aşamada açıklamayı doğru bulmuyoruz. Ancak Renault’un bu konudaki uygulamalara (özellikle yol güvenliği eğitimi) başka hiçbir özel sektör kurumunda olmadığı kadar büyük bir bütçe ayırdığını tahmin etmek zor değildir. Uygulamaların kapsamı ve genişliği bunu açıkça ortaya koymaktadır.
Çalışanlarınız ve yönetim ekibi proje ve uygulamalarınızda rol alıyorlar mı? Yapılanların şirket içinde sahiplenilmesini nasıl sağlıyorsunuz?
Kurum içinde yol güvenliği eğitim projemizin akışına ilişkin düzenli bilgilendirme yaptık ve öneriler topladık. Pek çok ilde projenin başlatılmasına bizzat bayi teşkilatlarımızdan gelen talepler ön ayak oldu. Projenin uygulandığı 40 ildeki bayi teşkilatımız ve çalışanları kendi illerinde projenin yürütülmesine bizzat aktif olarak katılıyor. İldeki paydaş ilişkilerini yürütülmesine, okullarla iletişim kurmaya katkı veriyor. Seminer ve eğitimlerin organizasyonlarına yardımcı oluyor. Bu projelerin liderliğini bizzat yapıyorum. İl il dolaşarak, teşkilatımıza, kamu yöneticilerine ve öğretmenlere projeyi anlatıyoruz.
KSS ve sürdürülebilirlik uygulamalarınızın, şirketinizin itibarına, imajına, tüketiciler tarafından tercih edilirliğine ve çalışılmak istenilen şirket algısına katkıda bulunduğunu düşünüyor musunuz?
Bundan eminiz. Bu projelerin şirket itibarımıza yaptığı katkıya her alanda şahit oluyoruz., Ancak bu projelerin tanıtımı konusunda belli kriterlere uymayı da çok önemsiyoruz.Örneğin şimdiye kadar bu alanda hiçbir büyük reklam kampanyası yapmadık. İlerde yapsak bile tanıtıma ayırdığımız bütçenin, projeye yani sorumluluğa ayırdığımız bütçeden daha küçük olması gerektiğine inanıyoruz.
“Sokakta İlk Adımlar projesi, öncelikle, sokakta ilk deneyimlerini yaşayan 8 yaşındaki öğrencilere trafikteki risk ve tehlikelere karşı kendilerini korumayı öğretmeyi amaçlıyor. Hem öğretmene hem öğrenciye yönelik etkin pedagojik araçlarla çocuklara trafikte güvenli davranma alışkanlığını kazandırıyor.”
“Sokakta İlk Adımlar” projenizin çıkış noktasını, bu kapsamda gerçekleştirilenleri paylaşabilir misiniz?
Türkiye’de trafik kazalarında yaşamını yitiren her 100 yayadan 26’sı çocuk. Bu oran AB ülkelerine göre 3 ila 4 kat daha yüksek. Çocuklara zarar veren kazalar en çok okulların dağılma saatlerinde meydana geliyor. Daha da önemlisi uzmanlara göre Türkiye’de çocuklara verilen yol güvenliği eğitimi hem nitelik hem de nicelik olarak yetersiz. Bu gerçeklerden yola çıkan “Sokakta İlk Adımlar” projesi, öncelikle, sokakta ilk deneyimlerini yaşayan 8 yaşındaki öğrencilere trafikteki risk ve tehlikelere karşı kendilerini korumayı öğretmeyi amaçlıyor. Hem öğretmene hem öğrenciye yönelik etkin pedagojik araçlarla çocuklara trafikte güvenli davranma alışkanlığını kazandırıyor. Çocukların hayatına sahip çıkan bu projenin bir diğer amacı da onların trafikte başkalarına ve kurallara saygılı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak.
Proje kapsamında her yıl artan sayıda okulun ilköğretim 2’nci sınıf öğrenci ve öğretmenlerine, zengin, eğlenceli ve etkileşimli pedagojik materyallere sahip bir yol güvenliği eğitim seti ulaştırılıyor. Yol güvenliği uzmanları ve pedagoglar tarafından hazırlanan setin içinde: öğretmen kartları, uzaylı animatik karakter Woosh ve 2 çocuk kahramanın trafik maceralarından oluşan sürükleyici ve eğitici bir video ve sınıf posterinin yanı sıra sınıftaki her öğrenci için ayrı bir alıştırma kitabı, bir öğrenci gazetesi, bir sticker ve bir diploma bulunuyor. Her dönem başında proje uygulama okullarındaki sınıflara öğretmen ve öğrenci sayısı kadar da eğitim seti gönderiyoruz. Her yıl projeye yeni katılan illerde projeyi uygulayacak tüm öğretmen ve okul müdürlerinin katıldığı bir eğitim semineri düzenliyoruz. Dönem boyunca tüm okul yönetimleri ve öğretmenlere destek veriyor, sorularını yanıtlıyoruz. Her dönem sonunda öğrencilere bir Sokakta İlk Adımlar diploması veriyoruz. Öğretmen ve öğrenciler projeye ilişkin değerlendirme, düşünce ve önerilerini dönem sonunda bize iletiyor. Ayrıca biz de profesyonel anket kuruluşlarıyla eğitimin başarısını ölçümlüyoruz. Projeden yararlanan öğrencilere yönelik olarak bir yıl sonra da (3. sınıfta) bir yarışma düzenliyoruz. Kolektif çalışma esasına dayalı yol güvenliği konulu bu afiş yarışmayla bir yandan çocukların bilgilerini pekiştiriyor, bir yandan da onları yol güvenliği sorunu üzerine yeniden düşünmeye teşvik ediyoruz. Ayrıca İstanbul’daki öğretmenlere Autodrom’da ücretsiz olarak yol güvenliği eğitimi imkanı sunuyoruz. “Söz Veriyorum!” internet yarışmasıyla da aynı yaş grubunda daha farklı bir kitleyi yol güvenliği sorunu için harekete geçiriyoruz.
Hedefiniz nedir?
Projenin sayısal hedefi en başından itibaren 10 yılda en az 1 milyon öğrenciye ulaşmak ve ulaşılan okullarda en az % 60 uygulama sağlamak olarak belirlendi. Etkili ve erken yaşta başlayan yol güvenliği eğitimi için kamuoyu yaratmak ve diğer kurum ve paydaşları da bu konuda aktif sorumluluk almaya teşvik etmek ana hedefe eşlik eden başlıca yan hedeflerdi.
Geçen 10 yılın sonunda 40 ilde toplam 1 milyon 200 bin öğrenciye ulaştık. Proje 2 yıldır, İstanbul Milli eğitim Müdürlüğünün desteğiyle İstanbul’un tüm ilköğretim okullarında uygulanıyor. İpsos’a yaptırdığımız ankete göre proje eğitim seti okullarda yüzde 88 oranında uygulanıyor ve beğeniliyor. Hem erişim hem de uygulama başarısı anlamında hedefler aşıldı. Eğitimcilerin yılsonunda gönderdiği anketlerdeki memnuniyet oranı ise yüzde 90’ı geçiyor. Öğretmenler projeyi okullarda uygularken içeriği destekleyen kendi fikirlerini de uygulamaya sokuyor. Projeye farklı illerdeki bayilerimizden, farklı illerdeki okullardan her yıl artan oranda talep geliyor. Projeyle ilgili olarak 10 yılda yazılı basında toplam 513, televizyonlarda 125 dakika ve internette 441 adet haber yayınlandı. Proje 2008’de Türkiye Halkla İlişkiler Derneği’nin Altın Pusula Büyük Ödülü’nü kazandı.
Bu projenin trafik çocuklar için güvenli hale gelene kadar sürdürülmesi gerektiğine inanıyorum. Milli Eğitim Bakanlığımızdan projeyi bir 10 yıl daha sürdürmek üzere yeni izin talebinde bulunuyoruz. Gelecek sene eğitim setini yenileyecek ve yol güvenliği eğitiminin yanı sıra çevre ve sürdürülebilir ulaşım konularını da eğitim setine entegre edeceğiz.
Proje ortaklarınız Total Türkiye ve Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği ile nasıl bir işbirliği içerisindesiniz?
TTKÖD ve Total Oil Türkiye’nin değerli katkılarıyla birlikte, Türkiye’de yol güvenliği eğitimini, rutin olarak yerine getirdiğimiz bir sorumluluk değil, asıl işimiz gibi sahiplendiğimiz sosyal bir dava olarak görüyoruz. Projenin sivil toplum ayağında yer alan TTKÖD vizyonu, uzmanlığı teknik bilgisi ve iletişim ağı ile projenin soruna en doğru, en etkili şekilde uygulanmasını sağlıyor. Bu projeyi bir sosyal sorumluluk gereği olarak içtenlikle benimseyen Total Türkiye’nin katkıları sayesinde ise her geçen yıl sayısal hedeflerimizi aşmaya devam ediyoruz. 2010-2011 eğitim öğretim yılında proje ortaklarımız arasında yerini alan İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de desteğiyle İstanbul’daki tüm ilkokul ikinci sınıflara ulaşabiliyor olmamız projemize hız ve uygulama alanında nitelik kazandırıyor.
Her sene proje uygulama kararlarımızı bu paydaş kurumların temsilcileriyle ortak olarak alıyoruz. Yıl boyunca tüm paydaşların illerdeki birim ve temsilcileri de projeye aktif olarak destek veriyor.