|
Sudaki ayak izini azaltmak
Röportaj: Kurumsalsosyal.com "Sudaki Ayak İzim" projesinin kapsamı, uygulama alanları ve hedefi nedir? Su sadece insan için değil, gezegeni paylaştığımız tüm canlılar için de yaşamsal öneme sahiptir. Ekosistemin devamlılığı için yalnızca insanlığın değil, gezegeni paylaştığımız tüm canlıların da su gereksinimi karşılanmalıdır. Bunun gerçekleşebilmesi için de tüketicilerin çevreye etki edecek alışkanlıklarını değiştirmeleri ve ihtiyaçlarını sürdürülebilir kaynaklardan temin etmeleri büyük önem taşımaktadır. OMO ve WWF Türkiye iş birliği ile hayata geçirilen “Sudaki Ayak İzim” projesi, sudaki ayak izi kavramı ile ilgili tüketicilerde farkındalık yaratmayı ve bu izin azaltılması konusunda onları harekete geçirmeyi amaçlamaktadır. WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ve OMO, çok büyük tehdit altında olan bu doğal mirasın korunması, bunun için de suyu kullanma biçimimizi değiştirmemiz gerektiğine dikkat çekmektedir.
CİDDİ YATIRIMLARA İMZA ATIYORUZ Unilever Türkiye’de ilklerden birini gerçekleştirerek “Unilever Sürdürülebilir Gelişme Raporu”nu yayınlamış ve tüm çalışmalarını kamuoyu ile paylaşmıştır. Unilever Türkiye fabrikalarındaki toplam çevre yatırımı 4,61 milyon TL olup, Unilever’in Türkiye’deki fabrikalarındaki atık su arıtma tesisleri kesintisiz olarak çalışmaktadır. Buna göre; kükürt dioksit emisyonunda % 93, su tüketiminde % 53, karbondioksit salınımında % 47, enerji tüketiminde % 52, katı atık miktarında % 65 azalma elde edilmiştir. OMO markasıyla da bu kapsamda 2008 yılında çevresel etkilerimizi azaltmak üzere Daha Temiz Dünya Planı’nı oluşturduk ve uygulamaya koyduk. Daha Temiz Dünya Planı; daha az su kullanımı, daha az atık, daha az sera gazı ve sürdürülebilir kaynak kullanımının artırılmasını amaçlıyor. Bu proje kapsamında global olarak uyguladığımız sürdürülebilirlik felsefemizden hareketle tüketicilerimize öncelikle Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığı gerçeğini anlatmaya çalışıyoruz. 2030 yılında nüfusu 100 milyona ulaşacak olan Türkiye, kişi başına düşen 1.100 m3 kullanılabilir su miktarıyla, su sıkıntısı çeken bir ülke durumuna gelecek. Bu veriler göz önüne alındığında, 2050 sonrasında, Türkiye’nin çok ciddi bir su kriziyle mücadele etmek zorunda kalacağı öngörülüyor. Bu projeyi uygulamaya koyarken bu gerçeklerden de yola çıktık ve bunu değiştirmek için bir şeyler yapmak istedik. Proje ortağınız olan Sivil Toplum Kuruluşu WWF-Türkiye’nin size katkısı ne oldu? Sudaki ayak izi kavramı, Su Ayak İzi Ağının Bilimsel Direktörü Profesör Arjen Y. Hoekstra tarafından, sanal su tarifinden yola çıkılarak geliştirilmiş bir kavramdır. Kavramın Türkiye’ye uyarlanması WWF-Türkiye tarafından gerçekleştirilmiş, Unilever AR-GE departmanından alınan katkılar ile çamaşır yıkama alışkanlıklarına yönelik bölümler hazırlanmıştır. Unilever’in sahip olduğu genel değerlerle birlikte Sudaki Ayak İzim Projesi’nin amaç ve hedefleri, WWF-Türkiye’nin amaç ve hedefleri ile bire bir örtüşmektedir. Bu nedenle Sudaki Ayak İzim projesindeki iş ortağımız WWF-Türkiye’dir. Projeniz ile ilgili nasıl geri bildirimler alıyorsunuz? Tüketicilerimizle yüz yüze iletişim kurduğumuz etkinliklerde, sudaki ayak izlerini ölçüyoruz. Kişi başına sudaki ayak izinin dünya ortalaması 1.243 metreküp, Türkiye ortalaması 1.615 metreküp iken; yapılan ölçümlerde bunun çok üstünde 2.500–3.000 metreküp civarında sonuçlar alındığında, tüketicilerimiz çok şaşırıyor ve sonuçlardan etkileniyorlar. Sudaki ayak izlerini azaltmak konusunda daha duyarlı davranacaklarını ve harekete geçeceklerini belirtiyorlar. Tüketicilerimizden aldığımız geri bildirimler, projemizin başarılı bir yolda ilerlediğini gösteriyor. Projenizin etkisini nasıl ölçümlüyorsunuz? Bugüne kadar nasıl bir fark yarattınız? Gerek tüketicilerimizle yüz yüze geldiğimiz aktivitelerde, gerek onlardan bu konu ile ilgili aldığımız olumlu mektup ve telefonlardan, gerekse de gerçekleştirdiğimiz tüketici araştırmalarındaki sonuçlardan projemizin başladığı günden bu yana sudaki ayak izi ile ilgili tüketici algısındaki değişimi takip edebiliyoruz. Bu algının gelişimini sürekli olarak izlemeye devam ediyoruz. 15 Mayıs tarihindeki lansmanımızdan bugüne kadar toplumun değişik kesimlerinden büyük ilgi gören Sudaki Ayak İzim Projesi, her geçen gün biraz daha fazla yol kat ediyor. ÇALIŞANLARIMIZIN PROJEYE KİŞİSEL KATKILARINI HEDEFLİYORUZ Projenizin, şirketinizin ve markanızın itibarına ne tür bir katkı sağlamasını hedefliyorsunuz? Sudaki Ayak İzim projesi ile diğer sosyal sorumluluk projelerimizde olduğu gibi Unilever olarak topluma ve çevreye karşı verdiğimiz söze kararlılıkla bağlı kalmak iş yapma şeklimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Çevre üzerindeki etkimizi en aza indirmek, hizmet verdiğimiz toplumlara sağladığımız yararları ise en üst düzeye çıkartmak için çok çalışıyoruz. "Sudaki Ayak İzim" ne kadar sürecek, önümüzdeki dönemde farklı uygulamaları olacak mı? Unilever olarak tüketicilerimizde sudaki ayak izi konusunda farkındalık yaratmayı ve bu konudaki bilinç seviyesini artırmayı hedefliyoruz. Projeyle ilgili çalışmalarımıza önümüzdeki sene de devam ediyor olacağız. Projenize paydaşlarınızın ve çalışanlarınızın katılımı söz konusu mu? Unilever olarak destekleyeceğimiz projeleri değerlendirirken profesyonel yaklaşıyoruz. Ama sonuçta şirketler, insanlardan oluşur. Kişisel katılım ve inanç sağlayamadığımız, kendimizi birer gönüllü gibi hissetmediğimiz bir çalışmada amaçlarımıza ulaşabileceğimizi düşünmüyoruz. En başta yönetim olarak sahip çıktığımız projeler için Unilever çalışanlarının kişisel katkılarının sağlanmasını hedefliyoruz. Bunun bizleri toplumla yakınlaştıracağına, toplumun ihtiyaçlarını daha iyi anlamamızı sağlayacağına inanıyoruz. Bu bağlamda da tüm çalışanlarımızı ve iş ortaklarımızı Sudaki Ayak İzim projemiz konusunda bilinçlendiriyoruz. Onları www.sudakiayakizim.org web sitemizde yer alan hesap makinesini kullanarak sudaki ayak izlerini ölçmeye davet ediyoruz. Ayrıca onları web sitemizde yer alan bilgiler aracılığıyla beklide hiç farkında olmadıkları su tüketim oranlarını değiştirme yönünde eğitmeye çalışıyoruz. Projenin, Omo'nun çevre dostu ürünlerinin satışına etki etmesini hedefliyor musunuz? OMO, 2008 yılından itibaren çevresel etkilerini azaltmak için Daha Temiz Dünya Planı’nı oluşturdu. Bu çerçevede OMO, ürünlerini ‘üretimden market raflarına gelene kadar her süreçte kaynak kullanımını azaltan’ konsantre hale getirdi. Fakat üründe yapılan bu değişikliklerin yanı sıra, ev hanımlarının da yıkama alışkanlıklarını değiştirmesi çevresel etkiyi minimuma indirgemekte en büyük etken olmaktadır. Bu alışkanlıkların değiştirilmesini sağlamayı, bu sayede de elde edilecek su tasarrufu ile çocuklarımıza daha yaşanabilir bir dünya bırakmayı hedefliyoruz. Sudaki Ayak İzim projemizle ulaşmak istediğimiz asıl amaç tüketicilerimizi sudaki ayak izi konusunda bilinçlendirerek bilinçsiz su tüketiminin önüne geçmektir. TÜRKİYE’NİN İLK YEŞİL SERTİFİKALI OFİSİNE SAHİBİZ Unilever'in, projeleri dışındaki, kurumsal sosyal sorumluluk kapsamındaki sürdürülebilirlik raporu, şeffaflık, standartlara uyumluluk, çalışan hakları vb. uygulamaları nelerdir? Bu uygulamalar arasından, öne çıktığını düşündüğünüz farklı yönlerinizi açıklayabilir misiniz? Unilever Türkiye olarak kurumsal sosyal sorumluluk alanındaki çalışmalarımızdan bir diğeri de küresel ısınma sorunu hakkında çocuklarda bilinç oluşturmayı hedeflediğimiz Yarının İzleri projemiz. Tesco Kipa, TOÇEV ve MEB işbirliği ile gerçekleştirdiğimiz projemiz kapsamında çocukların “ekolojik ayakizi” bilincine sahip olmaları için okullarda interaktif eğitimler, belgesel ve tiyatro gösterimleri yapılırken, oluşturulan internet sitesi ile çocukların birbirlerine ulaşmaları sağlanıyor. 2008- 2009 eğitim-öğretim yılında Türkiye’nin çeşitli illerinden 6.000’i aşkın öğrenciyle buluşan projemiz ile yeni eğitim-öğretim yılında da 10.000 çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz. Sürdürülebilirliğe verdiğimiz önem sebebiyle Unilever Türkiye olarak sürdürülebilirlik anlayışımızı şeffaflık ilkemiz doğrultusunda paylaşmaya da özen gösteriyoruz. Bu nedenle geçtiğimiz yıl Unilever Türkiye Sürdürülebilirlik Raporu’nu, borsaya kote bir şirket olmamamıza rağmen yayınladık. Çalışanlarımız, müşterilerimiz, tüketicilerimiz, hükümet ve devlet kurumları, sivil toplum kuruluşları ve diğer tüm sosyal paydaşlarımızla faaliyetlerimizi paylaştık. Bunlarla birlikte doğrudan kontrole sahip olduğumuz fabrikalarımızda daha az su kullanarak, çevre üzerindeki etkimizi en aza indirmeye çalışıyoruz. Belirli oranda kontrol gücümüzün olduğu tedarik zincirinde ise, sürdürülebilirlik anlayışımızı paylaşan ve uygulayan tedarikçilerle çalışıyor, onların sağlık, güvenlik, çalışma koşullarına ve çevre ile ilgili standartlara uymalarını sağlıyoruz. Eklemek istedikleriniz var mı? Son olarak Unilever Türkiye olarak Türkiye’nin ilk sertifikalı yeşil ofisine sahip olduğumuzu da eklemek isterim. Doğal kaynakların kullanımıyla tasarlanan yeni merkez binamız, gün ışığını azami kullanan, güneş enerjisinden faydalanan, aydınlatma ve diğer alanlarda verimli ve düşük enerji kullanımlı ekipmanlarla donatılmış, yağmur suyu depolayan, yüksek izolasyon değerleri ile enerji kullanımını düşüren ve kağıtsız ofis konseptini destekleyen bir bina. Su kullanımını azaltmak üzere özel armatür ve pisuarlar kullanılan yeşil ofisimizle birlikte düşük enerji sistemli bilgisayarlara geçildi ve kullanılan tüm malzemede düşük çevre etkisine sahip, doğal malzemeler seçildi. Sürdürülebilir bir gelecek için tasarlanan Unilever Türkiye yeşil ofisi, yıllık ortalama % 30 oranında daha az elektrik harcıyor. Yeşil ofis projesi kapsamında verimli su armatürleri seçilmesi, çatıya düşen yağmur suyunun toplanıp yeniden değerlendirilmesi gibi su tasarrufu sağlayan uygulamalar sayesinde de standart bir ofise oranla % 40 daha az su harcanıyor. ![]()
|
|||||||||||||||
![]() |
|||




















