Güven Bunalımından Paydaş Açılımına
Sevda Solak

01.02.2010

Global kriz, iş dünyası için olduğu kadar PR için de oyunun kuralını değiştirdi… Kural="İş Sonuçları" ve "Değer" oldu.

Ekonomik kriz tüm sektörlerde olduğu gibi PR için de iş sonuçlarını ve paydaşlar için yaratılan değeri daha fazla sorgular oldu. Ülkemizde de PR, çalışmanın iş sonuçlarına nasıl yansıdığının raporlanmasını her zamankinden daha çok bekler oldu.  Paydaş açılımının ne kadar genişleyebileceğinin çerçevesi araştırılmaya başlandı.  Daha fazla paydaşa ulaşma çabası ile mevcut paydaşlar için yaratılan ‘değer’in sorgulanması gündeme geldi.  Bu, belki de ekonomik krizin getirdiği güven bunalımın bir yansımasıydı. Zira bu kez global olan finansal kriz, iş dünyasında iletişim profesyonelleri de dahil olmak üzere bir çok unsura etki etti, birçoğunun geri adım atmasına ve "bir sonraki yer neresi?" diye sormasına neden oldu. Çünkü işe olan güven tarih oluyordu. Güveni yeniden kazanmak, -yönetimin hedefi olan paydaş değerini yükseltmek- görüşünün ortadan kaldırılması anlamına geliyordu.

Bunun yerine kilit paydaşların listesini genişleterek; içerisine çalışanları, müşterileri, tedarikçileri, cemiyetleri, basını, devleti ve toplumu alması şirketlerin güvenilirliğini yeniden kuracaktı. KSS ve Gönüllülük Projeleri bunun için iyi bir araç oldu. Bu noktada uyanık stratejistler karşısında iletişim stratejisi üretenler de daha uyanık olmak zorunda kaldı. Kriz iletişim profesyonellerini temsil ettikleri marka ya da kurumları için bir mesaj geliştirirken daha fantastik dış savunucular konumuna getirdi. Bu, zaten öteden beri tartışılan bir unsurdu ama krizin getirdiği iş kaygısı bunu daha da körükledi. Paydaşlarının beynine hükmeden mesaj, içerik ve proje üreten PR profesyonelleri için iş sonuçlarını her zaman algılama, bilinirlik vs. araştırmaları ile ölçülemediği için en kestirmeden ulaşılan ilk çıktılar öne çıkan ‘değer’ oldu. Hatta bu temele dayanan iş modelleri türemeye başladı. Tüm dünyada gündeme gelen bu modeller ülkemizde de çeşitli tartışmalara neden oldu. Aşırı tepki aldığı kadar, yandaşlar da buldu.

Model ne olursa olsun neticede krizlere alışan bir ülke olan Türkiye’de PR, krizde güçlendi. En önemli nedeni ise krizden çıkış yolu arayan lokal şirketlerin PR’ın gücünü fark etmesiydi. Onlar için paydaşları ile buluşmanın yeni yolu PR oldu ve yolları bu dönemde daha çok PR ile kesişti. Yeni kavramlara adaptasyon süreci başladı.  İnternet odaklı platformlar krizde yükselen değer oldu. PR, yükselen bu değerler içinde daha fazla yer edinmeye başladı. Sosyal medyadan, sosyal ağlara yeni iletişim araçları ile iletişim yolları denenmeye başlandı. Türkiye ve dünya için 2009, geleceğin iletişim modellerinin şekillendiği bir geçiş dönemi oldu. 90’lı yılların ortalarında çok az kişinin konuştuğu online PR, iletişim danışmanlığı ve hizmetinin ana eksenine oturdu. Dengeler ve hizmetin içeriği değişmeye başladı.  Kurumlar içinde bulundukları topluma ve ekosisteme katkı yapma telaşına kapıldı(?).  Kurumsal ve toplumsal faydaya hizmet eden/etmeyen KSS projeleri için arayışı hız kazandı.

Tüm gelişmeler perspektifinde krizde katma değeri yoğun olarak hissedilen PR, hararetle beklediğimiz ekonominin çıkış sürecinde de iş dünyası için en değerli pazarlama disiplini olacak.  Bu kez fark ‘daha planlı, daha sistematik olarak ve daha güçlü olması’ olacak.  

Neticede 2010’da daha çok firma, profesyonel anlamda PR desteği almak, daha çok kurum KSS yapmak isteyecek…

sevdas@timepr.com


  • TIME Public Relations (TimePR), kurucusu ve ajans başkanı. TimePR öncesinde ulusal ve uluslararası alanda faaliyet gösteren birçok kuruma iletişim danışmanlığı hizmeti verdi. İletişim - halkla ilişkiler lisans ve işletme yönetimi (MBA) yüksek lisans eğitimi alan Solak, kurumların ve markaların yeni nesil iletişim ihtiyaçları üzerine çalışmalar yapıyor.
Paylaş
Ad Soyad  
Yorum  
     
261 kez okundu.
 
E-Bülten Üyelik
Çalıştığınız şirketin sosyal sorumluluklarını yerine getiriyor olması, şirketinize bağlılığınız etkiler mi?
Evet
Hayır
Fark etmez
Gri Creative Agency
RSS FriendFeed Twitter Facebook