|
Türkiye’nin STK fotoğrafı!
İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın “Türkiye’de Sivil Toplum” konulu araştırmasına göre tüm dünyada kamu ve özel sektörün ardından ekonomiye katkı sağlayan üçüncü sektör olarak nitelendirilen sivil toplum kuruluşları, son dönemde şeffaflık tartışmalarının odağında yer alıyor. Almanya’da Deniz Feneri Derneği’nin üç yöneticisinin dolandırıcılıkla yargılanıp, ceza aldığı dava sonrasında, Türkiye’deki STK’lar oluşumu, yapılanması ve kaynak edinme yöntemleri açısından sorgulanıyor. Hesap sorma noktasında yeterince etkin olamayan STK’lar, kamuoyunun nezdinde adeta “güven” testinden geçiyor.
Bazı dernek ve vakıflara yönelik iddiaların art arda gündeme geldiği bir dönemde sivil toplum kuruluşlarını mercek altına alan İSMMMO, demokrasinin gelişmesi için önemli bir güç olarak kabul edilen sivil toplum örgütlerinin fotoğrafını çekti. İSMMMO, bu çerçevede kamu yararına çalışan kuruluşları (KYÇK) ve gıda bankacılığı yapan örgütleri ele aldı. İçişleri Bakanlığı, Dernekler Dairesi Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, İktisadi Kalkınma Vakfı, Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV), Sivil Toplumu Geliştirme Merkezi (STGM) ve farklı alanlardaki STK’ların verileri ile yetkililerin açıklamalarından yararlanan İSMMMO, AB Genel Sekreterliği’nin desteğiyle hazırlanan Sivil Toplum Kamu İşbirliği Projesi çerçevesinde yer verilen projelerden de yararlandı. Bağış toplamada eşitsizlik Araştırmaya göre, Türkiye’de devlet, bağış toplama noktasında sivil toplum kuruluşları arasında haksız bir rekabet ortamı yaratıyor. Sivil toplum kuruluşlarının büyük bir bölümü finansman sıkıntısı içinde kıvranırken, yapılan bazı düzenlemelerle küçük bir bölümünün bağış toplama noktasında bazı avantajlara sahip olması sağlanıyor. Dünyada pek çok ülkede sivil toplum kuruluşlarına genel anlamda çeşitli teşvikler verilirken, sivil toplumun genelini kapsayacak şekilde yapılıyor. Türkiye de ise başta KYÇK statüsünün verilmesi örneğinde olduğu gibi karar verme mekanizmasının (Bakanlar Kurulu) siyasi olması, gıda bankacılığı alanında faaliyet gösteren kuruluşlara bağış toplamada vergisel avantajlar sağlaması, bir takım eleştirileri de beraberinde getiriyor. İSMMMO Başkanı Yahya Arıkan, araştırmaya ilişkin değerlendirmesinde fakirlere yardım amacıyla “gıda bankacılığı” adıyla kurulan kuruluşlara yapılan bağışların tamamının gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilmesinin, gıda bankacılığı yapan kuruluşlara bağış toplama avantajı sağladığını ifade etti. Türkiye’de de KYÇK’ların bağış toplamasının vergisel teşviklerle desteklenmesinin eleştiri konusu yapılamayacağını belirten Arıkan, buradaki esas sorunun KYÇK statüsü verilmesinin siyasi erkin elinde bulunması olduğunu söyledi. Araştırmada da yer alan dünya örnekleriyle kıyaslandığında Türkiye’de vergisel teşviklerin zayıf bile kaldığını aktaran Arıkan şu değerlendirmeyi yaptı: “Vergi veren, hesap sorabilen toplumsal yapıda demokrasi kültürü de gelişir. Vergi ve hesap sorma yerine yardım alma ve verme anlayışının oturtulması toplumsal gelişimi de olumsuz etkiler. Teşvik STK’ların geneli için sağlanmalı ve belirleyici mekanizma siyasi tercihlere bırakılmamalı. Statünün verildiği kuruluşlarla ilgili siyasi tercihlerin etkili olması endişesi yanı sıra insan hakları başta olmak üzere bazı alanlarda faaliyet gösteren örgütlerine bu statünün verilmediği ve KYÇK sayısının gereken seviyenin çok gerisinde kaldığı açık. STK’lar toplum düzeyinde demokrasiyi teşvik etmede aktif olsalar da, kendi bünyelerinde demokratik uygulamalar ve iyi yönetişim konusunda eksiklikler gösteriyor. Sektörün genelinde yolsuzluğa ilişkin iddialar az olsa da, son dönemde gündeme gelen olayların ardında STK’ların şeffaflık ve hesap verebilirlik üzerine oturtulmuş iyi yönetişim standartlarını benimseyip uygulamaları gerekiyor. STK’lar devlet denetimiyle yetinmeyip, bağımsız denetime de kendilerini açmalılar. En büyük eksikliklerden biri olarak görülen, düzenlenen bağış kampanyalarını duyuran STK’ların, elde edilen gelirin miktarı ve nereye harcandığını kamuoyuna açıklamamaları. Aslında Türkiye genelindeki en büyük sıkıntılardan biri de bu. Bağış yapanlar paralarının nereye harcandığını takip edemiyor, bağış alanlar da bu bilgileri bağışçılarıyla paylaşmıyor. Bu noktada STK’ların internet siteleri, şeffaflaşma yolunda önemli bir araç olabilir.” İSMMMO’nun raporunda yer alan saptamalar şöyle: Gıda bankacılığına vergi muafiyeti 2004 yılında fakirlere yardım amacıyla; gıda, temizlik malzemesi, giyecek ve yakacak maddesi bağışlayan şahıs ve şirketlerin daha az vergi ödemesinin yolunu açan hükümet, kuruluş sözleşmesinde gıda bankacılığı yazan vakıf ya da derneklere bağış yapılmasını cazip hale getirdi. Bağışın tamamının gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilebildiği gıda bankacılığı yapan kuruluşların KYÇK olması da gerekiyor. Böylece vergi yerine zekat vermek isteyenler için son dört yıldır adres gıda bankacılığı yapan kuruluşlar oluyor. Gelir Vergisi Kanunu’nun konu ile ilgili 40/10’uncu maddesine göre; “Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara, Maliye Bakanlığı’nca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedelinin tamamı” beyanname veren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince, gider olarak indirilebiliyor. 5035 ve 5281 sayılı yasalar ile getirilen bu düzenleme sonrasında yapılan bağışlar, KDV’den de müstesna tutuluyor.(KDVKanunuMd.17). ÖRNEK: Gelir vergisi mükellefi olan ve 300’er bin YTL kazanç elde eden iki kişi var. Bunlardan (A), gıda bankacılığı yapan bir vakfa, 300 bin YTL, (B) ise Mehmetçik Vakfı’na 300 bin YTL’lik gıda, temizlik,giyecek ve yakacak maddesi bağışladı. Bu durumda, gıda bankacılığı yapan vakfa bağışta bulunan (A), 300 bin YTL’lik bağışın tamamını kazancından indirecek ve 1 YTL dahi vergi ödemeyecek. Mehmetçik Vakfı’na bağışta bulunan (B) ise, yaptığı bağışın yüzde 5’ini yani 15 bin YTL’sini kazancından düşebilecek, kalan 285 bin YTL’nin de gelir vergisini ödeyecek. Bu örnek, kurumlar vergisi mükellefleri için de aynen geçerli. Gıda bankacılığı yapmak için kurulan dernekler Deniz Feneri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği gibi bazı sivil toplum örgütlerinin faaliyet gösterdiği gıda bankacılığı alanına, 2004 yılında yapılan düzenlemenin ardından ilgi arttı. İçişleri Bakanlığı’ndan gıda bankacılığı yapmak için izin alan 20 dernek oldu. Buna göre 2007 yılı beyannamelerine göre bu 20 derneğin almış oldukları bağış ve yardım toplamı 897 bin 051 YTL. 2004 sonrasında gıda bankacılığı yapmak üzere kurulan dernekler şöyle: *Çorum Gıda Bankası Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği *Umut Eli Samsun Gıda Bankacılığı Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği *Şevkat Eli Konya Gıda Bankası Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği *Uşak Gıda Bankacılığı Yardım Eli Dayanışma Derneği *Rahmeteli Gıda Bankası Derneği *Çiğli Gıda Bankası (Yoksullukla ve İşsizlikle Mücadele) Derneği *Fakir ve Muhtaçlara Yardım Derneği Gıda Bankacılığı Şubesi *Gün Işığı Karaman Gıda Bankası Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği *Hasret Sosyal Dayanışma, Yardımlaşma, Eğitim, Kültür ve Gıda Bankacılığı Derneği *İnsan Eğitim Kültür Yardımlaşma ve İzmir Gıda Bankası Derneği *İpekyolu Karapınar Gıda Bankası Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği *Karakeçili Güller Sosyal Dayanışma, Yardımlaşma, Eğitim, Kültür ve Gıda Bankacılığı Derneği *Kardeşeli Ordu Gıda Bankası Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği *Karşıyaka Gıda Bankası Derneği *Kastamonu Gıda Bankası Yoksullara Hizmet Derneği *Kırıkkale Seher Sosyal Dayanışma Yardımlaşma Eğitim Kültür ve Gıda Bankacılığı Derneği *Reyyan Kapısı Gıda Bankası Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği *Sila Sosyal Dayanışma Yardımlaşma Eğitim Kültür ve Gıda Bankacılığı Derneği *Sorgun Çağrı Sosyal Dayanışma Yardımlaşma Eğitim Kültür ve Gıda Bankacılığı Derneği *Yenişehir Gıda Bankası Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Gıda bankacılığı yapan vakıflar İstanbul Vefa Vakfı, İstanbul Sani Konukoğlu Vakfı, Gaziantep Sümbülefendi Eğitim Vakfı, İstanbul Koza Eğitim ve Kültür Vakfı, İstanbul Pınarca Sosyal Hizmetler Vakfı, İstanbul Türkiye İsrafı Önleme Vakfı, Ankara İhsan Zini Sosyal Eğt ve Kül.Vakfı, İstanbul Darendeliler Kültür Sağlık ve Eğitim Vakfı, Adana Biota Eğitim Çevre ve Sosyal Yardım Vakfı, İstanbul Albayrak Vakfı, İstanbul Avrupa'dan destek, Türkiye'den köstek Avrupa ülkelerinde kamu yararına çalışan kuruluşlara devlet teşviki, genellikle işletme gelirine vergi istisnaları uygulanıyor. Kamuya yararlı kuruluşa yapılan bağışları vergi veya KDV indirimine tabi tutmak suretiyle gerçekleştiriliyor. Devlet ayrıca kamu yararına çalışan kuruluşlara yardım ödeneği tahsis ediyor. Bazı kamu sözleşmelerinin temininde taraflı davranabiliyor. Pek çok ülkede kamu yararına çalışan kuruluşlar için aynı kıstaslar uygulanıyor. Ama Türkiye’de durum biraz daha farklı işliyor. Türkiye’de bir derneğin kamu yararına çalışan derneklerden sayılabilmesi için en az bir yıldan beri faaliyette bulunması; derneğin amacı ve bu amacı gerçekleştirmek için giriştiği faaliyetlerin ülke çapında yararlı sonuçlar verecek nitelik ve ölçüde olması şartı aranıyor. Bir derneğin kamu yararına çalışan derneklerden sayılması, ilgili bakanlıkların görüşü alınarak içişleri Bakanlığı’nın önerisine, Danıştay İdari İşler Kurulu’nun kararına ve Bakanlar Kurulu’nun onayına bağlı. Vakıflar da ise 83 sayılı kurumlar vergisi genel tebliğine göre eğitim, sağlık, Kültür, sosyal yardım, araştırma ve çevre koruma gibi belli toplumsal hizmetlerde bulunma kıstas olarak benimseniyor. Bu süreçle ilgili resmi kuruluşlar, dernekler için İçişleri Bakanlığı, vakıflar için Maliye Bakanlığı. Batılı ülkelerde siyasetten arındırılıyor Batılı ülkelerde ise siyasi karar verme ihtimalini ortadan kaldırmak için tasdik veya kamu yararı statüsü tanıma yetkisi genelde mahkemelere verilmiş durumda. Bu uygulama Yunanistan, Macaristan ve Polonya için geçerli. Fransa’da Danıştay (Conceil d’Etat), en yüksek İdare Mahkemesi olup, dernek ve vakıflara kamu yararı statüsü veren bir karar makamı. Ancak, mahkemelerin iş yoğunluğu olduğu durumlarda, tasdik/tescil işleminin yavaşladığı görülüyor. Ayrıca, mahkemeler pek çok konuda işlem yapıyor. Dolayısıyla kamu yararı ile ilgili uzmanlık gerektiren incelemelerde yetersiz kalabiliyor. İngiltere’de ise kamu yararı statüsü, siyasi eğilimlerden uzak, gönüllüler arasından seçilmiş 5 komiserden oluşan Hayırseverlik Komisyonu tarafından veriliyor. İngiltere’de benimsenen yaklaşımın en uygun sistem olduğu yönünde görüşler bulunuyor. Siyasi müdahaleden uzak olan komisyonun, ihtisas kadroları vasıtasıyla aldığı kararlar tutarlı oluyor. Kadın, çevre alanında çalışana KYÇK statüsü yok Türkiye’de, kamu yararına çalışan kuruluş statüsünü elde etmek için, kar amacı gütmeyen kuruluşların ülke genelinde kamu yararına faaliyetlerde bulunması gerekiyor. Böyle bir şart öne süren başka bir Avrupa ülkesi bulunmuyor. Hollanda’da, gerek özel gerek üyelere yardım konusunda hak sahipleri açısından bu tarz kısıtlamalar yok. İngiltere’de, yardım almaya uygun kişilerin halk veya toplumun yeterli bir kesimini oluşturacak nitelikte büyük bir grup teşkil etmeleri öngörülüyor. Polonya’da, kamu yararına faaliyetlerin hedefi toplumun her kesimi veya bilhassa yasam zorluğu veya mali sıkıntı içerisinde bulunan şahısların oluşturduğu ve toplumun diğer kesimi ile ilişkili gruplar. Ancak, Türkiye gibi bir ülkede, ülke genelinde faaliyetler yürütmek hem gerektiğinden fazla bir yükümlülük getiriyor, hem de uygulanması mümkün olmayan bir durum yaratıyor. Zaten, ihtiyacın üst düzeyde olduğu toplumlarda böyle bir gereksinim, faaliyetin yerinde ve harcanan zamana değer bir çalışma olmasını engelliyor. Örneğin, belirli bir şehirde veya bölgede deprem sonrası insani yardım sağlamak üzere kurulmuş olan kar amacı gütmeyen bir kuruluşun veya kirlenmiş bir nehri temizleme faaliyetine katılmış olan bir çevre örgütünün kamu yararına kuruluş statüsünü elde etmesi, teşviklerdeki sınırlamalar dolayısıyla engelleniyor. Türkiye’de kadın, çocuk, çevre, haklar ve yaşlılar gibi belli başlı sivil toplum alanları kamu yararı statüsünün neredeyse dışında bırakılmış. Cami ve kuran kursu yaptıran dernekler ağırlıkta AB ülkelerinde ve batıda STK’lar toplumsal girişimci örgütler olarak çalışıyor. Türkiye’de ise STK’lara yönelik en önemli sorunlardan birini başka bir yöntem bulamadıkları için bağış toplamak ve parasal sıkıntılarını çözmek için kurulan örgütler oluşturuyor. Türkiye’de ibadethane, okul yaptırma ve yaşatma dernekleri, spor kulüpleri, kaymakamlık hizmetlerini geliştirme dernekleri, resmi muamele sırasında “zorunlu bağış” toplayan yarı resmi kuruluşlar da yasal açıdan STK konumunda değerlendiriliyor. Türkiye genelinde bulunan yaklaşık 80 bin derneğin kuruluş amacına göre dağılımına göz attığımızda cami yaptırma, Kuran kursu açma gibi birçok dini hizmetlerin gerçekleştirilmesine yönelik faaliyetler üstlenen derneklerin birinci sırada yer aldığı görülüyor. Ekim 2008 tarihi itibariyle bu alanda faaliyet gösteren dernek sayısı 14 bin 744. Spor alanında 13 bin 860 dernek faaliyet gösterirken, yardımlaşma, hayır işleri gelir desteği ve himaye için kurulmuş 13 bin 382 dernek bulunuyor. Bunu hemşerilik, kadın ve soydaş örgütleri (9 bin 108 adet) ve mesleki dayanışma dernekleri ( 7 bin 913 adet) izliyor. Vakıflar sosyal yardım ağırlıklı Ekim 2008 tarihi itibariyle 4 bin 471 vakfın kuruluş amaçlarına göre dağılımına baktığımızda, yüzde 42’lik büyük bir bölümü (bin 906) sosyal yardım alanında faaliyet gösteriyor. Eğitim alanında bin 105, kültür alanında 605, hayır işlerinde ise 519 vakıf görev yapıyor. Türkiye’de kamu yararına çalışan kuruluşları bulunduğu sektöre ve uzmanlık alanlarına göre sıraladığımızda ise uzmanlık eksenli kuruluşlar ve sağlık örgütlerinin ağırlıkta olduğu görülüyor. Bunu kültür ve yardım kuruluşları izliyor. İnsan hakları, kadın, çocuk, çevre ve yaşlılar gibi belli başlı sivil toplum alanları kamu yararına çalışan kuruluş statüsünün dışında bırakılmış gibi görünüyor. DERNEKLERİN AMAÇLARINA GÖRE DAĞILIMI (Ekim 2008) Faaliyet Alanları Dernek Sayısı Dini Hizmetlerin Gerçekleştirilmesine Yönelik Faaliyetler 14744 Toplumsal Hayatı Geliştirme ve Destekleme Hizmetleri 5434 Çevre 1243 Mesleki Dayanışma 7913 Hemşerilik, Kadın, Soydaş 9108 Sivil Haklar (İnsan Hakları, Kadın Hakları) 791 Gençlik 528 Kültür 3003 Sağlık 1893 Sosyal 753 Spor 13860 İmar (Kamu Binaları Yaptırma, Şehir Kalkındırma) 1494 Uluslararası Etkinlik 77 Atatürkçü Düşünce 450 Dostluk 3994 Öğrenci 227 Diğer THK 275 506 Yardımlaşma, Hayır İşleri, Gelir Desteği ve Himaye 13382 TOPLAM 79675 Kamu yararına çalışan kuruluşlar Almanya’da Deniz Feneri Derneği’nin üç yöneticisinin dolandırıcılıkla yargılanıp ceza aldığı dava sonrasında, tüm dikkatler “sektörel yanlılık, devlete bağımlılık ve politik etki nedeniyle kirletildiği” iddialarıyla gündeme gelen kamu yararına çalışan kuruluşlar üzerine çekildi. Şu anda Türkiye genelinde faaliyet gösteren 436’sı dernek olmak üzere yaklaşık 650 kamu yararına çalışan kuruluş var. Kamu yararına çalışan kuruluşlar, Avrupa Birliği ülkelerinde kalkınma ve demokratikleşme politikaları alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının kapasitelerinin geliştirilmesi ve sivil toplum kuruluşlarının demokrasinin güçlendirilmesinde katılımcı bir rol yüklenmesinde önemli bir araç olarak kullanılıyor. Türkiye’de ise bu statü, siyasal bir nitelik taşıdığı ve olması gereken seviyenin çok gerilerinde kaldığı eleştirilerine hedef oluyor. VAKIFLARIN KURULUŞ AMAÇLARINA GÖRE DAĞILIMI (2008)
KYÇK olmak ne tür avantajlar sağlıyor? Kamu yararına çalışan dernek ya da vakıf statüsü kazanmak, başta vergi avantajları olmak üzere bazı avantajlar sağlıyor. Kamu yararına çalışan kuruluşlara kamuya ve mazbut vakıflara ait arsa ve arazileri satın alma kolaylığı veriliyor. Yine İdare, kamu yararına çalışan kuruluşları bazı mali yükümlülüklerinden bağışık kılıyor. Bu derneklerin mali yapılarının güçlenmesini ve bu statüdeki derneklerin daha fazla hizmet üretmelerini hedefliyor. Kamu Yararına Çalışan Dernekler; 3065 sayılı Katma Değer Vergisi kanununun 17. Maddesinin 1’inci (Kültür ve Eğitim Amacı Taşıyan İstisnalar) ve 2’inci (Sosyal Amaç Taşıyan İstisnalar) fıkrasında belirtilen kapsamdaki mal ve hizmet teslimlerinde Katma Değer Vergisinden istisna tutuluyorlar. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 89’uncu Maddesinin 4’üncü fıkrası, genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler, köyler ile kamu yararına çalışan dernekler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara yıllık toplamı beyan edilecek gelirin yüzde 5’ini vergi matrahından indirebilme hakkı veriyor. Bu oran kalkınmada öncelikli yöreler için yüzde 10. Yine 89’uncu Maddenin 7’inci fıkrasında belirtilen kapsamdaki faaliyetlerine ilişkin harcamalar ile bu amaçla yapılan her türlü bağış ve yardımların yüzde 100’ünü matrahtan indirilebiliyor. (Bakanlar Kurulu, bölgeler ve faaliyet türleri itibariyle bu oranı yarısına kadar indirmeye veya kanuni oranına kadar çıkarmaya yetkili.) Kamu yararına çalışan kuruluşlar ayrıca her türlü intikal işleminde veraset ve intikal vergisinden muaf tutuluyor. Damga Vergisi ödemesinden istisna tutulan kuruluşlar, adlıca (Başbakanlıkça lüzum görülenlere ait taşıtlar için) siyah plaka verilmesi istisnasından yararlandırılıyor. Bu arada Türkiye’de tüm dernek ve vakıfların kurumlar vergisinden muaf olduğunu, ancak STK’lara ait iktisadi işletmelerin kurumlar vergisi mükellefi olduğunu hatırlatmakta fayda var. İzin almadan bağış toplayabilenler Türkiye’de izin almadan yardım toplama yetkisi verilen vakıf ve kamu yararına çalışan kuruluşlar da bulunuyor. İçişleri Bakanlığı’nın izni, Bakanlar Kurulu’nun onayıyla izinsiz bağış toplanabiliyor. İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın verilerine göre şu anda 15 kuruluş izin almadan bağış toplayabiliyor. Bu kuruluşlar arasında Türk Hava Kurumu, Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı, Deniz Feneri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Kimse Yok mu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ve Türkiye Diyanet Vakfı da bulunuyor. İZİN ALMADAN YARDIM TOPLAYABİLEN STK'LAR 1-Ankara Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı 2-BM Çocuklara Yardım Fonu Türkiye Milli Komitesi Derneği 3-TEMA Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı 4-Ankara Tıp Fakültesi Nöroşirüji Kliniğine Yardım Derneği 5-Türk Hava Kurumu 6-Türkiye Kas Hastalıkları Derneği 7-İstanbul Kültür ve Sanat Derneği 8-Eğitim Sağlık ve Kültür Derneği 9- Omurilik Felçlileri Derneği 10-Deniz Feneri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği 11- Türkiye Diyanet Vakfı 12-Türkiye Kızılay Derneği 13-Kimse Yokmu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği 14-Türk Eğitim Vakfı 15-Türk Eğitim Derneği Teşvik Sistemi ve Macaristan örneği STK’ların gelirleri ve bağışlar açısından Macaristan örneğini incelediğimizde karşımıza ilginç bir tablo çıkıyor. STK gelirlerinin yüzde 28’inin devlet katkılarından sağlandığı Macaristan’da, yüzde 37’si temel etkinliklerden elde ediliyor. Macaristan’da kişiler kişisel gelir vergisinin yüzde 1’ini STK’lara ve yüzde 1’ini kiliselere verebiliyor. Kişiler bağışlarının kamu yararına kuruluşlara aktarılmasını istemişse, bu gelirler vergi otoritesi tarafından aktarılıyor. Kuruluşun kamuya olan vergi borcu bulunması halinde, bağışlar borca mahsup ediliyor. Mükelleflerin sadece yüzde 35-40’ı bir sivil toplum kuruluşuna bağışta bulunmayı tercih ediyor. Kişisel gelir vergisi’nin yüzde 1’inin bir sivil toplum kuruluşuna gitmesi kuruluşun mahkemede kayıtlı olması zorunlu değil. Yapılan bağışlar proje bağlantılı olmayıp, STK’ların kurumsal gelişimi için kullanılıyor. İç Anadolu dernek zengini Son nüfus sayımı baz alınarak ve nüfus yoğunluğu göz önüne alınarak yapılan oranlama sonucunda derneklerin en çok İç Anadolu ve Marmara bölgesinde yoğunlaştığı görülüyor. Türkiye genelinde faaliyet gösteren derneklerin yüzde 19.57’si İç Anadolu bölgesinde yer alırken, yüzde 19.49’u Marmara’da bulunuyor. Dernekleşme sayısı açısından Ege ve Karadeniz yüzde 17.32’yle 3’üncü sırada bulunuyor. Akdeniz bölgesinde yoğunlaşma yüzde 12.37 iken, bu oran Doğu Anadolu’da 7.39, Güney Doğu Anadolu’da 6.53. İller bazında değerlendirme yapıldığında dernek zengini iller arasında İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Kocaeli geliyor. Dernek fakiri iller sıralaması ise şöyle: Ardahan, Şırnak, Tunceli, Kilis ve Hakkari. Vakıfların illere göre dağılımında ilk 5 il şöyle: İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Konya. DERNEK ZENGİNİ 5 İL
DERNEK FAKİRİ 5 İL
Türkiye'de temsilcilik açan yabancı STK'lar Dernekler Kanunu'nun 5. maddesine göre Türkiye'de temsilcilik açan kar amacı gütmeyen toplam 15 kuruluş bulunuyor. Bunlar arasında Rusya Federasyonu Ticaret ve Sanayi Odası Türkiye Temsilciliği, Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği, Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği Türkiye Temsilciliği de yer alıyor. Türkiye’de temsilcilik açan yabancı derneklerin sayısı 8, şube açanların ise 11’i buluyor. Temsilcilik açan dernekler arasında Konrad-Adenauer-Stiftung Derneği, Friedrich-Ebert-Stiftunf Derneği, Heinrich Boll Stiftung Derneği, Uluslar arası Karayolu Taşımacılığı Birliği Derneği ve Avrupa İstikrar Girişimi Derneği, şube açanlar arasında ise Uluslararası Af Örgütü ve Türk İşadamları Dernekleri Avrupa Federasyonu bulunuyor. Türkiye’de bir üst kuruluşa üye olan dernekler arasında Genç İşadamları Konfederasyonuna üye olan Kuzey Kıbrıs Genç İşadamları Konfederasyonu, Uluslararası Ahıska Türk Dernekleri Federasyonuna üye olan Rusya Federasyonu Tataristan Ahıska Türkleri Derneği ile Kırgızistan Ahıska Türkleri Derneği geliyor. Türkiye’de faaliyet yapan ve işbirliği yapan ABD merkezli iki kuruluştan biri ise Ekonomi Araştırmaları Vakfı ile işbirliği yapan Amerikan Kongresi’nin Önceki Üyeleri Derneği ve seminer, kamuoyu duyurusu gibi birçok alanda faaliyet gösteren Business Software Aliance. TÜRKİYE'DE TEMSİLCİLİK AÇAN YABANCI VAKIFLAR Vakfın Adı Hangi İlde Temsilcilik Açacağı Merkezi Open Society Institute Assistance Foundation İstanbul Liechtenstein Temsilcilik Açma Youth Career Foundation (Gençlere Yardım Vakfı) Adana Seyhan ABD-Teksas Eyaleti Dallas Temsilcilik Açma Fredrich Naumann Vakfı İstanbul Berlin Almanya Temsilcilik Açma Türkish Cultural Foundation İstanbul ABD Chelmsford Şube Açma Otoman Studies Foundation Ayvalık Balıkesir ABD Temsilcilik Açma Stichting Hoger Onderwijs Nederland-Turkey (Türkiye Yüksek Öğrenim Vakfı-SHONT) Ankara Hollanda Temsilcilik Açma YURTDIŞINDA FAALİYET GÖSTEREN TÜRKİYE'DEKİ VAKIFLAR Vakfın Adı Şube Açma İzninin Verildiği Yer 1-Anadolu Kalkınma Vakfı Arnavutluk 2-Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı Irak-Kerkük 3-Ahmet Yesevi Üniversitesi Yrd. Vakfı Kazakistan-Türkistan 4-Uluslar arası Mavi Hilal İnsani Yardım ve Kalkınma Vakfı İran-Bam 5-Ahmet Yesevi Üniversitesi Yrd. Vakfı Kazakistan-Çimkent 6-Cumhuriyetçi Eğitim Vakfı Razgrad, Kırcaali) Bulgaristan (Dulova, 7-Ahmet Yesevi Üniversitesi Yrd. Vakfı Kazakistan-Taraz 8-Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı Belçika-Brüksel 9-Türkiye Devlet Hastaneleri ve Hastalara Yardım Vakfı Almanya-Frankfurt 10-Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı Azerbaycan-Bakü Derneklerin üye sayısı arttı Derneklerin vermekle yükümlü oldukları beyanname bilgilerini İçişleri Bakanlığı derliyor. 18 Aralık 2008 tarihli verilere göre 2004 yılında 5 milyon 219 bin 833 dernek üyesi varken, 2005 yılında bu sayı yaklaşık 7 milyon 376 bine, 2006'da 7 milyon 594 bine, 2007'de ise 8 milyon 595 bin 176 kişiye ulaşmış bulunuyor. 2008 itibariyle Türkiye genelinde derneklere üye olan kişi sayısının 8.5 milyon kişinin üzerinde olduğunu söylemek mümkün. Ancak kişilerin birden fazla derneğe üye olduğu, derneklere üye olan kişilerin aidatlarını ödemese bile üyelikten çıkarılmadığı dikkate alındığında, bu sayının mevcut örgütlü sayısının kat be kat üstünde olduğuna dikkat çekiliyor. BÖLGELERE GÖRE ÜYE SAYILARININ DAĞILIMI
Bütçe tahsisi ilgili bakanlık kontrolünde Maliye Bakanlığı artık STK’lara bütçe tahsisi için detaylı bir kılavuz vermiyor. Bütçe tahsisi her bir genel müdürlük ve ilgili bakanlıkların kararına bırakılıyor. Bu koşullar altında tek tip bir uygulama bulunmuyor. Birçok finansman, STK ortakların kapasite veya politika kriteri konusunda herhangi bir derinlemesine düşünce olmaksızın, kamu politikasının aktarılmasını yaymak için tasarlanmış somut tematik kampanyalara dayanıyor. Bu sorun sivil toplum sektörünün dağınık ve organize olmayan niteliyle daha da kötü hale geliyor. Önemli açıklamalar “STK TANIMI” ÜLKEDEN ÜLKEYE DEĞİŞİYOR: Sivil toplum sektörü ve sivil toplum kuruluşları tanımı farklı ülkelerde farklı şekillerde kullanılıyor. Örneğin sivil toplum sektörü ABD’de de hükümet dışı sektör (non-governmetal organisation) veya kar amacı gütmeyen sektör (non-profit sector) olarak kullanılırken, İngiltere’de kimi zaman gönüllü sektör (voluntary), kimi zaman ise gönüllü ve topluluk sektörü (voluntary and community sector) olarak ifade ediliyor. Avrupa Birliği sivil toplum kuruluşları konusunda temel tanımlamaları net bir şekilde ortaya koymuş durumda. Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi, toplum yararı doğrultusunda sorumluluk üstlenen, resmi makamlar ile yurttaşlar arasında aracı işlevi gören bütün örgütsel yapılanmaları Sivil Toplum Kuruluşları (STK) olarak kabul ediyor. AB’nin tanımına göre bütün ekonomik, toplumsal ve meslek kuruluşları bu kapsama giriyor. TÜRKİYE’DE STK KAPSAMI: Türkiye’deki STK’lar ile diğer ülkelerdeki STK’ya karşılık gelen terimler işlev, yapı ve etkinlik bakımından birebir örtüşmüyor. Türkiye’de hükümet dışı kuruluşları adlandırmak için daha çok sivil toplum kuruluşları kavramı kullanılıyor. STK’lar çoğu zaman sivil toplum örgütleri (STÖ) ve gönüllü teşekküller (GT), demokratik kitle örgütleri, üçüncü sektör, yönetim dışı örgütler gibi farklı isimlerle anılıyor. STK tanımı Türkiye’de, dernekler, vakıflar, kamu yararına çalışan kuruluşlar, meslek odaları, yerel birlik ve kooperatifler, sendikalar ve konfederasyonlar, yurttaş girişimleri ve platformları da kapsıyor. Ancak batılı ülkelerde kullanılan devlet dışı kuruluş tanımına, Türkiye’de ağırlıklı olarak dernekler giriyor. Dernekler en az yedi gerçek kişinin kazan paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi toplulukları. Türkiye’de devlet dışı kuruluş tanımına giren diğer önemli STK grubu ise vakıflar. Vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca yönelmeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarına deniyor. Kamu Yararına Çalışan Kuruluşlar ise belli kriterler çerçevesinde faaliyet gösteren STK’lara verilen ve bu kuruluşlara önemli muafiyet ve istisnalar kazandıran bir hak olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de sivil toplum sektörü büyüklükleri, amaçları, hedef kitleleri, faaliyetleri, politik duruşları ve üye profilleri açısından farklılık gösteren örgütlerden oluşuyor. Yaklaşık 80 bin dernek, 4 bin 500 vakıf, yüzlerce birlik ve odaları, kooperatifler, sendikalar gibi STK kapsamına giren her bir oluşum, ayrı yasal çerçeveler altında düzenleniyor. AB’DEN STK’LARA ‘POLİTİKA SÜRECİNE KATILMAMA ELEŞTİRİSİ’: Sivil toplumun politika oluşum sürecine katılımı konusu AB İlerleme Raporuna da konu edildi. Sivil toplum temsilcilerinin de yer aldığı İnsan Hakları Komisyonu’nun 2004 Azınlık Raporundan beri işlevini sürdürmüyor olmasının olumsuz bir gelişme olarak değerlendiren İlerleme Raporu, kadın örgütlerinin aktif olarak kadının siyasi hayata katılımını artırmaya yönelik öneriler sunduğuna dikkat çekiyor. Rapor, bunlardan tüm politik alanlarda etkili olacak bir Cinsiyet Eşitliği Komitesi oluşturulmasının altı çiziyor. İlerleme Raporu’nda GRECO önerilerinin uygulanmasında sivil toplum katılımının önemine vurgu yapılıyor. Deniz Feneri davasına da yolsuzluk başlığı altında yer veriliyor. DÜNYA VE TÜRKİYE’DE STK’LARDA ÖRGÜTLÜ KİŞİ SAYISI: Dünya örneklerine baktığımızda devlet dışı kuruluş tanımına giren kuruluşların sayısının Türkiye’nin oldukça üzerinde olduğu görülüyor. Hayır kurumlarının tarihi çok eski olan İngiltere’de 190 bin kayıtlı hayır kurumu (kamu yararına çalışan kuruluş) bulunuyor. Britanya’da STK’lar için çok güçlü ve köklü bir düzenleyici sistem bulunuyor. İngiltere’de STK’larla ilgili çok sayıda bağımsız devlet kurum ve kuruluşu bulunuyor. Şemsiye örgütler yapıcı hizmetler sağlıyor. 9 milyon nüfuslu İsveç’te 190 bin sivil toplum kuruluşu faaliyet gösteriyor. Fransa’da 850 bin, ABD’de 1 milyon 500 bin civarında STK bulunuyor. Nüfusu 10 milyon olan Macaristan’da 60 bin kayıtlı sivil toplum örgütü bulunuyor. Öğrenci grupları gibi resmi statüsü olmayan 20 bin civarında sivil örgütlenme var. Nüfusu 5.5 milyon olan Danimarka’da 274 yerel yönetim, 65 bin yerel sivil toplum örgütü, 7 bin bölgesel sivil toplum örgütü ve yaklaşık 400 ulusal sivil toplum örgütü bulunuyor. Süregelen yerel yönetim reformu çalışmalarıyla yerel yönetimlerin sayısı 98’e düşürülüyor. Estonya’da sivil toplum, küçük hacmine karşın oldukça hareketli 2006 yılı itibariyle 22 bin 498’i dernek ve 680’i vakıf olmak üzere toplam 23 bin 178 kuruluş faaliyet gösteriyordu. 70 milyonu aşan nüfusuyla Türkiye’de ise ağırlıklı olarak devlet dışı kuruluş kapsamına giren dernek ve vakıfların sayısı 80 binin biraz üzerinde. Ancak yasadaki boşluklardan yararlanıp, meyhane, lokanta olarak faaliyet gösteren dernekler bulunduğu, bazı derneklerin sadece tabeladan ibaret olduğunu unutmamak gerekiyor. Türkiye genelinde sivil örgütlenme rakamına yeni yeni gelişen platformlar, STK tanımına giren sendikalar ve kooperatifler ile aralarında TOBB, TZOB, Noterler Birliği, Barolar Birliği, Bankalar Birliği, Veteriner Hekimler Birliği, TTB, TMMOB, Eczacılar Birliği ve TÜRMOB gibi kamu kuruluşu niteliğindeki meslek birlikleri ve oda mensuplarını kattığımızda, bu sayı 150 bini aşıyor. EKONOMİYE KATKI: Tüm dünyada sivil toplum kuruluşlarının ekonomiye sağladığı katkı ve istihdam içinde yarattığı pay her geçen yıl biraz daha artıyor. Türkiye de aynı süreci yaşıyor. Her ne kadar sivil toplum kuruluşlarının ekonomi içindeki payına ilişkin araştırmalar yapılmasa da, yapılan tahmini hesaplamalar bu oranın yüzde 0.8-1 düzeyinde olduğuna işaret ediyor. Dünyada sivil toplum kuruluşu tanımına geren devlet dışı örgütlerin bünyesinde yer alan iktisadi işletmelerin sayısı ve faaliyet alanları da dikkat çekici bir şekilde büyüyor. Türkiye’de de sağlık, eğitim, spor ve hizmet sektöründe ağırlıklı olarak çalışan sivil toplum kuruluşlarının iktisadi işletmeleri veya iştirakleri bulunuyor. Bunların ekonomiye katkısı ve istihdamdaki payıyla ilgili hiçbir araştırma yok. Gelişmiş ekonomilere bakıldığında sivil toplum kuruluşların ekonomiye katkısı ciddi bir büyüklük ifade ediyor. 5.5 milyon nüfuslu, 1 milyon gönüllü katılımını arkasına alan Danimarka’da sivil toplum örgütleri GSMH’nin yüzde 7.8’ini üretiyor. Gönüllü çalışma oranlarının ekonomiye katkısıyla birlikte bu oran GSMH’nin yüzde 11’ine çıkıyor. 400 bin gönüllünün çalıştığı Macaristan’da sivil toplum kuruluşlarının GSMH’ye katkısı yüzde 1 düzeyinde seyrediyor. 2003 verilerine göre Kanada’da kar amacı gütmeyen kuruluşların ülke Gayri Safi Milli Hasılası içindeki payları yüzde 6.7, ABD’de yüzde 7.5, İsrail’de yüzde 12.5 olarak gerçekleşti. (Johns Hopkins Comparative Nonprofit Sector Project). Türkiye genelinde yapılan sivil toplum kuruluşlarının mali yönden incelendiği ve gayri safi milli hasıla içindeki paylarının ortaya çıkarıldığı bir araştırma bulunmuyor. Derneklerin yıl sonu itibariyle yaptıkları harcama büyüklüklerinin ekonomiye katkısıyla karşılaştıranlar olduğu gibi, sivil toplum kuruluşlarının tamamını kapsamayan ve daha geniş bir tanım grubuna sahip olan kar amacı gütmeyen kuruluşların katkısıyla yapılan karşılaştırmalara da rastlanıyor. 2008’de ele alınan Derneklerin Ülke Ekonomisindeki Yeri ve Önemi üzerine İçişleri Bakanlığı denetçisi Murat Şah tarafından hazırlanan denetçilik tezinde, bu çerçevede yapılan karşılaştırmalara yer veriliyor. Derneklerin iktisadi işletmelerini kapsamayan araştırmada, 2007 yılı sonu itibariyle Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın açıkladığı 2006 yılı verilerine göre 61,612 derneğin GSMH içerisindeki payı yüzde 0,8246. Dernek harcamalarının özel tüketim harcamaları içerisindeki payı ise yüzde 1,2405. 2006 yılı için kar amacı olmayan özel hizmet kuruluşları GSMH içerisindeki payı yüzde 1,6385. Kar amacı olmayan özel hizmet kuruluşlarının özel tüketim harcamaları içerisindeki payı ise yüzde 2,4648 olarak gerçekleşmiş bulunuyor. 10 milyon nüfus, 60 bin kayıtlı sivil toplum kuruluşu bulunan Macaristan örneğine baktığımızda GSMH’nin yüzde 1’i dolayında kar amacı gütmeyen şirketlerin payı bulunuyor. KYÇK’ların sektör içindeki payı yüzde 40, geleneksel STK’ların payı ise yüzde 30. Macaristan’daki STK’larda yaklaşık 400 bin gönüllü çalışmakta olup, sektörün enflasyondan arındırılmış bütçe açıklarının milli gelire oranı yüzde 1.5. STK’LARIN İSTİHDAMA KATKISI: Aynı araştırmaya göre 2006 yılında derneklerde ücretli tam zamanlı ile ücretli yarım zamanlı ve ücretli proje zamanlı çalışan personelin (29 bin 896), Türkiye ekonomisindeki istihdam (22 milyon 330 bin) içerisindeki payı yüzde 0,13 düzeyinde. Gönüllü tam zamanlı ile gönüllü yarım zamanlı ve gönüllü proje zamanlı çalışan personelin (27 bin 905) Türkiye ekonomisindeki istihdam (22 milyon 330 bin) içerisindeki payı yüzde 0,12 iken, ücretli çalışan personel ile gönüllü çalışan personelin toplamının (57 bin 801) istihdam içerisindeki payı yüzde 0,25 civarında. Türkiye’de sivil toplumun istihdama katkısı bu düzeydeyken, 1 milyon gönüllünün çalıştığı Danimarka’da sivil toplum kuruluşlarında 45 bin kişi ücretli olarak istihdam ediliyor. ‘HİBE’ YARIŞI: Sivil toplumun en büyük sorunu finansman olunca, STK’larda tüm enerjisini para temin etmeye veriyor. Özellikle AB’ye üyelik süreciyle birlikte, bazı STK’lar “projecilik yarışı”na girmiş bulunuyor. AB dışında proje geliştirme karşılığında Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, özel sektör ve devlet kurumları da destekler veriyor. Bu anlayış nedeniyle bazı STK’lar arasında hibeler üzerinden bir rekabet oluşmuş durumda. Proje hazırlayıp, hibe alabilen STK’lar başarılı, alamayanlar başarısız görülüyor. Sonuç olarak STK’lar sorun alanlarından ve hedef kitlelerinden koparak, emeklerini ve zamanlarını kaynak kovalamaya harcıyor. Son dönemde yaşanan bu süreç, birçok otorite tarafından sivil toplumun ruhunu çalan bir gelişme olarak değerlendiriliyor. STK’ların bu noktada hassas bir denge tutturması gerekiyor. ![]()
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||





















