BİT'in iklim değişikliği ile mücadelesi
BİT'in iklim değişikliği ile mücadelesi
Bilgi ve iletişim teknolojileri 2010 raporu, ülkelerin genel iklim değişikliği politikalarından çarpıcı örnekler içeriyor.
27.08.2010

Gülnur GÜMÜŞ / KurumsalSosyal.com

Bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT), iklim değişikliğini bir yandan tetiklerken, diğer yandan da iklim değişikliğini izleme ve önlemenin yollarını ortaya koyuyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Sektörel Araştırma ve Stratejiler Başkanlığı'nın hazırladığı Yeşil Bilişim 2010 Raporu'nda da ülkelerin iklim değişikliğine yönelik ürettiği ve uygulamaya başladığı genel politikalara yer veriliyor.

Raporda, uzun zamandır dünya gündeminde olan iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin azaltılması için dünyanın farklı bölgelerinde yürütülen benzer programlar aracılığı ile çözüm programlarının oluşturulduğu belirtiliyor. BİT kullanımını programlarına entegre eden ve bu yolla yarar sağlayan ülkelerden öne çıkanlar arasında Japonya, Fransa, İngiltere ve Kore yer alıyor. Bu ülkeler arasında Kore şaşırtıcı bir örnek, çünkü Kore bir ekonomik kriz içerisinde yer alıyor. Rapordan bazı örnekler ise şöyle:

Japonya

Merkezi yönetim ve çevre konusundaki pozitif dışsallıklar nedeniyle şehirlerde yeşilleştirme politikaları kapsamında "Kompakt Şehir" projesi üzerinde çalışılıyor. Kent merkezlerinde özel araçların trafiğe girmesi engellenerek sera gazı salınımında önemli bir düşüş elde edilip, trafik sıkışıklığı ortadan kaldırılırken verimlilik de artırılıyor. Proje kapsamında ayrıca "Kapsamlı Kentsel Ulaşım Stratejisi" oluşturulup, toplu taşıma sistemlerinin geliştirilmesi ile şehir merkezlerinde yaşayanların otomobile olan bağımlılıklarını azaltmak hedefleniyor. Bu proje sonucunda Kitakyushu şehri 2006 yılında “Çevre dostu model şehir” unvanını almaya hak kazandı.

Fransa

Fransa'nın 2007-2013 yıllarını kapsayan bölgesel kalkınma planları, karbon nötr hedefler içeriyor. Fransa, ulusal iklim değişikliği programı çerçevesinde mevcut iklim-enerji planlarını gözden geçirmek yerine, şehir planlamada çevresel değerlerin öneminin üzerinde durarak, kentlerden kırsal alanlara doğru kentsel yayılımı sınırlayıcı çalışmalar yürütüyor. Bunun yanı sıra Fransa, 50 binden fazla kişinin yaşadığı yerleşim yerlerinde, 250 ve üzerinde çalışanı bulunan kamu kurumları ve 500 ve üzeri çalışanı bulunan özel işletmelerde sera gazı salınımının düzenli olarak ölçülmesi ve envanterinin tutulmasını zorunlu hale getirdi.

Kore


Kore, bir yandan mevcut ekonomik krize dikkat çekerken; yeni istihdam alanları yaratarak iklim değişikliğinin önüne geçmeyi hedefleyen bir proje başlattı. Proje ile özellikle inşaat sektörüne destek olarak enerji tasarrufu sağlayan, çevre dostu "yeşil" binaların ve bunların arasında ulaşımı sağlayan düşük karbonlu yüksek hızlı trenlerin inşa edilmesini sağlamak hedefleniyor. Kore böylece, ekonomik kriz ile mücadelede kullanılan geleneksel yöntemlerin aksine ekonomik büyüme sağlamak üzere çevre koruma stratejisi üzerine yoğunlaştığını gösteriyor.

Avustralya

İklim değişikliğine uyum sağlama ve etkisini azaltma konusunu bölgesel politika ve uygulamaları arasında en önemli konu olarak belirleyen Avustralya, aynı zamanda bölgesel politikalarının bir parçası olarak, bölgenin ve tüm toplulukların gelecekte daha düşük kirlilik seviyelerine kavuşması ve Avustralya'daki konutlar için karbon kirliliğini azaltma programları için kullanılmak üzere bir iklim değişikliği fonu oluşturdu.

Avrupa Birliği


Birlik, çeşitli Avrupa ülkelerinin bireysel çalışmaları dışında, 2008 yılında Fransa dönem başkanlığında iklim değişikliği konusunu bölgesel seviyede ele almaya karar verdi. İklim değişikliği ile ilgili konular AB'de çevre ile ilgili riskler de dahil olmak üzere tüm yönetim seviyelerinde bölgesel kalkınma politikalarına entegre edildi.

Kuzey Amerika

Kanada, Meksika ve ABD, değişik seviyelerde iklim değişikliği stratejileri hazırladı. Söz konusu ülkelerde aynı zamanda uzun süredir devam eden bölgesel kalkınma politika çerçeveleri de iklim değişikliği konularını içeriyor.

Kyoto Protokolü

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin eki olarak kabul edilen Kyoto protokolü 37 sanayileşmiş ülke ve Avrupa Birliği için sera gazı emisyonunu azaltma konusunda bağlayıcı hedefler içeren uluslararası bir anlaşmadır. Protokol, 11 Aralık 1997 tarihinde Japonya'da çerçevesi oluşturuldu ve 16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girdi.

Protokolün ana amacı, atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun, iklime tehlikeli etki yapmayacak seviyelerde dengede kalmasını sağlamak. Protokole göre ülkelerin 2008-2012 yılları arasında sera gazı emisyon oranları 1990 yılına kıyasla %5 oranında düşürmeleri gerekiyor. Protokol, sera gazı emisyonundan büyük ölçüde sorumlu olan sanayileşmiş ülkelere zorlayıcı yaptırımlar öngörüyor.

Protokol üç farklı mekanizma ortaya çıkarıyor. Bu mekanizmalar; ilgili tarafların emisyon hedeflerine maliyet etkin bir şekilde ulaşmalarına yardım eden ve yeşil yatırımı teşvik etmekte olan "Temiz Kalkınma Mekanizması", "Ortak Yürütme Mekanizması" ve "Emisyon Ticareti Mekanizması"dır.

Politikanın gündeminde çevre kirliliği ve iklim değişikliği var

Son yıllarda çevre kirliliği ve iklim değişikliği konuları politika gündemlerinin ana maddelerinden birini oluşturuyor. Çevresel performansın artırılması, küresel ısınma ile mücadele ve doğal kaynakların verimli bir şekilde yönetilmesi konuları bir an önce çözüme kavuşturulması gereken küresel sorunlar arasında yer alıyor.

Günümüzde pek çok ülke, bölgesel ve uluslararası organizasyon ve sektör birlikleri söz konusu çevresel problemin üstesinden gelebilmek üzere politikalar ve stratejiler belirleyerek girişimlerde bulunuyor. Bu girişimlerde kamu kurumları, sektör birlikleri ve büyük çaplı şirketler başı çekiyor.

Örneğin, OECD tarafından yayımlanan bir rapora Kore, yeni istihdam alanları ve gelişim motorları yaratmak üzere yeşil bilişim teknolojileri, düşük karbon ekonomileri gibi konuları, ekonomik destek paketinin merkezine yerleştirdi. Özel sektörde de bunun örmeklerine rastlanıyor. Gartner ve Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) tarafından yayımlanan bir rapora göre "BP, Fujitsu, HP ve IBM" gibi bilişim devleri yüksek karbon salınımı sağlayan alanlarda yeni iş çözümleri geliştiriyor.

Yeşil Bilişim 2010 Raporu'nun özeti için tıklayın
Yeşil Bilişim 2010 Raporu özet
Paylaş
Ad Soyad  
Yorum  
     
 
E-Bülten Üyelik




kitaplık
Şirketlerin Kurumsal Sosyal Sorumluluk projelerinde gönüllü olarak çalışmak ister misiniz?
Evet
Hayır
Belki
Gri Creative Agency
IMA
RSS Google+ Twitter Facebook