|
Bir "kurumsal sosyal başarısızlık" öyküsü
27.08.2010 Gülnur GÜMÜŞ / KurumsalSosyal.com İngiltere'de 2003 yılının mayıs ayında hükümet, bir firmanın reklamlarını, ilköğretim okulu çocuklarını şişmanlatıcı şekerlemeler yemeye teşvik edici buldu. Gıda Komisyonu hemen bu konuda soruşturma başlattı. Firma aslında bir kurumsal sosyal sorumluluk projesi tasarlamıştı. Spor malzemeleri üreten proje ortağı ile amaçları, çocukların aktif olarak spora katılımlarını sağlamaktı. Bu amaçla proje dahilinde çocukların yedikleri çikolataların ambalajı karşılığında, okullarda kullanılmak üzere spor malzemeleri verilecekti. Bunlar okula kurulacak ve kalıcı olacak basketbol, voleybol potaları ve minyatür basketbol platformları gibi malzemelerdi. Firma böylece aktif olmalarını istediği 7-15 yaş aralığındaki çocukları, onların en çok zaman geçirdiği ve sosyalleştiği yerde; okulda spora teşvik edecekti. Malzemeleri kazanabilmek için belirli sayıda çikolata ambalajı gerekiyordu. Tabii bunun karşılığı da belirli bir ücret demekti... Okula voleybol ağı kurulması için 2.000 Sterlin tutarında çikolata tüketilmesi bunun için de okulun, çocukları bu çikolatayı yemeye teşvik etmesi gerekiyordu. Bu da toplamda 1 milyon 250 bin kalori anlamına geliyordu! Program, bu kalori bombardımanının çocuklara vereceği zararların üzerinde durmayan hükümet ve Spordan Sorumlu Bakanın resmi desteğiyle, durumun farkında olan Ulusal Eğitimciler Birliği ve sağlık uzmanlarının eleştirilerine rağmen hayata geçirildi. Firmanın basın bülteninde spor bakanının yaptığı açıklamadan alıntı yapılarak "Firmanın düzenlediği bu spora yönelik çalışmadan memnuniyet duyuyorum. Firma spor malzeme ve ekipmanları hediye ederek, gençleri spora teşvik ediyor. Bu ortak çalışmayla gençlerin yaşam kalitelerinde büyük bir fark yaratacağız" dediği belirtildi. Bakan bunları sorgulamadı mı? Çocukların ne kadar çikolata alması gerekiyordu? Belki bakan bu konuya önem vermedi, belki de sorma gereği bile duymadı. Firma bu promosyonda satılmak üzere piyasaya, 160 milyon paket çikolata sürdü. Ürün tüketildiğinde verdiği kalorileri yakmak için kaç saat egzersiz yapmak gerekiyordu? Kalori alımı ve kalori ihtiyacı bünye, metabolizma, kişinin boy ve kilosuna göre farklılık gösteriyor. Araştırmalar gösterdi ki 10 yaşında bir çocuğun yediği çikolatanın verdiği kaloriyi yakması için 90 saat, bir çocuk basketbol takımının ise 18 saat basketbol oynaması gerekiyordu. Evet, 27 tam süre maçtan bahsediyoruz! Programın okula yararı ne oldu? Program yalnız potansiyel sağlık problemleri değil, okul personeli için de fazladan harcamaya sebep oldu. Okul kütüphanesinin çalışanlarının katıldığı bir ankette ortaya çıkan sonuç bunun açık bir göstergesi. Çalışanların, binlerce ürünün paketlerini toplayıp saymaları o kadar uzun sürmüş ki çalışanlardan biri "Hayatım boyunca bir kez daha bu ambalajlardan görmek istemiyorum!" yorumunu yapmış. Programın çocuklara maliyeti ne oldu? Çocukların spor malzemesi kazanmak için ambalajını toplaması gereken ürünlerin içerdiği yağ, kalori ve fiyatın ürün başına ortalaması alındığında 42 pens olan her paketin 226.25 kalori ve 12.3 g yağ içerdiği görüldü. Ayrıca bir çocuğun bu ürün ile birlikte ne kadar şeker tüketmiş olduğunu bilemediğimizi belirtelim. Çünkü firma ambalaja, ürünün ne kadar şeker içerdiğini yazmıyor, bunun yerine ne kadar mısır içerdiğini ve kulağa daha sağlıklı gelen 'karbonhidrat' bilgilerini vermeyi tercih ediyordu. Bu bilgilere göre ortaokul öğrencilerinin, asıl değeri 5 sterlin olan bir minyatür basketbol potası için, çikolataya 40 sterline yakın bir ücret harcayıp; böylece 1 kilogram civarında yağ tüketince, 20 binin üzerinde kalori harcaması gerekiyordu. Firmanın en masraflı ürünü voleybol ağının olduğu potalardı. Bu ürünü kazanabilmek için ise durum içinden çıkılamayacak sonuçlar doğurabilirdi. Çünkü ortaokul öğrencilerinin bu ürün için 5440 paket çikolata yemesi gerekiyordu. Bu da 33 kg yağ ve 1 milyon 250 bin kalori; yani bir voleybol takımı için kişi başı 900'ün üzerinde çikolata anlamına geliyordu! Firmanın pazarlama programında burada saymadığımız birçok spor ürünü bulunuyordu ama bu kadarı bile durumu açıkça gözler önüne sermeye yetiyor. Peki hükümete bu çalışmaya katılma fikri nerden geldi? Aslında gelmedi. Çünkü hükümete bağlı sağlık ve eğitim departmanları, çocuk sağlığını korumak için okullarda beslenme programı ve sportif aktivitelere teşvik eden ve "sağlıklı okul standartları" çalışmalarına yardımcı olan programları destekliyor. Oysa bu proje hükümet tarafından iyi incelenmemiş. Departmanlar arası danışmanlık alma zahmetine de katlanılmadığı için, hükümet zekice düzenlenmiş bir taahhütle halkının parasını okul sağlığını korumak için kullanmış! Aslında halk sağlıklı ve kaliteli bir hayat stiline, özellikle spora teşvik eden çalışmalar daha sık görmek istiyor ama tabii ki böyle bir projeyle değil. Çocuk sağlığı üzerine endişelerin arttığı ve çocuklara sağlıklı beslenmenin yollarının aşılanmaya çalışıldığı bir dünyada, spor bakanlığı doğru diyet, sağlık ve spor arasında bağlantı kurmaya çalışırken, bu projeyi destekleyerek büyük bir hata yaptı. Konunun uzmanları ve ilgili kişilerin yorumunu ve desteğini bekleme gereği duymadan böyle bir projeye destek vermek, belli ki sadece Türkiye'de yaşanmıyor. Peki bakanın çevresindekilerin bu fiyaskoyu durdurması gerekmez miydi? Bütün bakanların birden fazla danışmanı var! Belki Spordan sorumlu bakan zaten bu konuda bilgili ve donanımlıdır diye düşündükleri için, belki de açıklanmayan bir çıkar ilişkisine ses çıkaramadıkları için, çevresindekiler bakanı engelleme ve bu yanlıştan döndürme olanağı bulamadılar. Sonuç olarak proje hayata geçti ve sonuç: on binlerce sterlinin yatırıldığı proje hüsranla sonuçlandı! Promosyon güzeldir, kilo aldırmadıkça! Şirketlerde kurumsal sosyal sorumluluk üzerine çalışan ve projelerin mimarları olan kişiler projeleri yaratırken, genellikle konunun uzmanlarından bilgi ya da danışmanlık hizmeti almadan bu işe kalkışmazlar. Bu proje oluşturulurken, proje yöneticilerinin aklından ne geçti de ortaya böylesi bir proje çıkardılar merak konusu... Bugüne kadar çikolata, gazlı içecek, alkollü içecek, şekerleme, cips gibi "abur cubur" üreten birçok firma, spor ve sağlığa teşvik eden onlarca sponsor oldu ve bu konularda sosyal sorumluluk projeleri üretti. Problem bu firmaların sattığı ürünlerde değil, çünkü alıp almamak tüketicinin tercihidir. Problem bu firmaların ürünlerini satma politikalarındaki sorumsuzluk... Spor yapması için önce çikolata yemesini desteklemek ne kadar mantıklı? Bunu destekleyen hükümet görevlilerinin, özellikle spordan sorumlu bakanlığın sağlıkla ilgili bilgiye sahip olmaması mümkün mü? Promosyonlar iyidir, çocukları spora teşvik edenleri daha iyidir ama "önce kilo alın sonra verirsiniz" mantığıyla başlayan kurumsal sosyal sorumluluk projeleri başarısızlığa mahkumdur. En başarılı firmalar bile bu yöndeki projeleriyle hüsrana uğrayabilir. Önemli olan ürünün satışını sağlarken sosyal sorumluluğa gerçekten özen göstermek, etik olmayan yollara başvurmamaktır. İlköğretim yaşındaki çocuklar söz konusu ürünün, hediyeyi kazandıracak miktarda tüketildiğinde alacağı zararı bilmeyebilir. Çocukların bilgisizliğinden yararlanılarak, sağlıklarını olumsuz etkileyecek bir projeye araç edilmeleri şirketin "sosyal sorumluluk"tan ne anladığının ve etik değerlerinin ne denli düşük olduğunun göstergesidir. Sosyal sorumluluk amacıyla günümüzde birçok önemli çalışma yapılıyor. Bunlar bireysel çalışmalardan kurumsal çalışmalara kadar çeşitlenebiliyor. Bireysel çabaların yeteriz ve sonuçsuz kalması anlaşılabilir bir durum, çünkü yeterli donanım, bilgi ve maddi kaynak olmadan bu yönde bir çalışma yürütmek çok zor. Ancak söz konusu sosyal sorumluluk çalışması "kurumsal" bazda ise bu konunun uzmanlarına ulaşma ve işbirliği şansı, STK desteği ve elinizin altında güçlü bir maddi kaynak olduğu anlamına geliyor. Proje süresince karşılaşılan onca zorluğa rağmen, böylesi imkanlar sağlandığında başarıya ulaşmak zor değil. Masraf yapmaktan kaçınan birçok şirketin elini taşın altına koyup kalkıştığı kurumsal sosyal sorumluluk projeleri, toplum ve gelecek nesiller için çok şey ifade edebilir. Her zaman her şey tasarlandığı gibi gitmez, başarısız olan projeler de çıkabilir ama gerekli çaba, emek ve özen gösterildiyse bu bazen bile yeter... Bilinçsizce yapılan, artıları eksileri gerçekten ölçülmemiş, satıştan başka bir şeyi hedeflemeyen projelerin sonucu ise şirketin prestijini düşürmekten dahası şirketi küçük düşürmekten ileri gitmiyor. "Kurumsal sosyal sorumluluk" uygulamaları ve projelerinin, benzeri başarısızlıkla dönüşmemesi dileğiyle! ![]()
|
|||||||||||||||
![]() |
|||
























